Bir yıl kadar önceydi. Almanya’dan bir misafirimiz vardı. Almanya dediğime bakmayın, yabancı sayılmaz. Halk arasında Almancı deriz ya, aynen öyle dedesi Türk, annesi Alman bir kadının oğluydu. Halk olarak pek bir misafir perver olduğumuz için, gezdireyim dedim Kapalıçarşı’yı, Sultan Ahmet Camii’yi, Ayasofya’yı.

Kapalı Çarşı’nın önünden geçerken, hemen sol tarafında bir çarşı var. Her türlü korsan eşyanın yasal olarak satılabildiği, her gün binlerce insanın alış veriş yaptığı, İstanbul’un en işlek caddelerinden birisi olan, kalabalık bir çarşı var. Tezgahlarda Nike, Puma, Adidas ve benzeri marka ürünlerinin envai çeşitleri, tabiri caiz ise çakmaları mevcut. Tek bir lisanslı ürünü yok koca çarşının. Misafirimiz aldı eline inceledi ürünleri, fiyatlarını öğrenince şaşkına döndü. Korsan ürün olduğuna inandıramadım. İnanmadı bana. Bir devlet, bir emniyet, bir halk nasıl böyle bir caddede bu halde korsan ürün satımına göz yumabilir. Bu kopyalar, bu kul hakları, bu emek hırsızlığı ancak el altından yapılabilir. Zira halk bu davranışlara müsahama gösteriyorsa, umursamıyorsa vicdanı körelmiş demektir.

Müslüman bir toplum düşünün. Camilerinde namaz kılınan, ramazanda oruç tutulan, ahlaki erdemleri ile övünen, evrensel değerlerden daha üstün maneviyata sahip olduğuna inanan bir toplum düşünün. İşte o toplumun gelir beyanı, vergi miktarının büyük bölümü kayıt dışı yani faturasız. Çalışanları sigortasız. Onlarca öğrenciye burs veren, camii yaptıran, sadaka dağıtan, zekatını geciktirmeyen iş adamları çalışanlarına, emekçilerine sigorta yaptırmıyor. Bu hal ise toplumda normal karşılanır hale gelmiş.

Toplumun sosyal demokratlarını düşünün, bırakmışlar toplumsal gelir dağılımını, adaleti, fakirin yanında yer almayı. Dertleri iktidar savaşı olmuş.

Yargı bağımsızlığını arzuluyoruz, ahlaki bir toplum, rüşvetsiz devlet kurumu ve yolsuzluk yapmayan belediye istiyoruz ama yolsuzluk yapan vekil adayına, ideolojimiz yakın diye oy veriyoruz, cezadan kurtulmak için rüşvet ödüyoruz, yiğenimizi yerleştirmek için torpil arıyoruz.

Toplumun her alanında bozukluk var. Hangi ilde ciddi bir deprem olursa olsun, şehrin büyük bölümü talan oluyor. Belediyelerin denetlemek için görevli, inşaat mühendisleri, belediye mensupları, inşaat firmaları ve orada çalışanların kalbi körelmiş. Kumdan çimentoya, onay verilmiş. Binalar kurulmuş ve garibanlara başına yıkılmak üzere satışa çıkarılmış.

Sokaktaki her kadına sarkıp, kız kardeşinin namusuna bekçilik yapan köşe başı delikanlılarımız var. Sorsan, namus abideleridir. Mesela sözüm ona delikanlımız, 13 yaşındaki kıza tecavüz ediyor, hapis yatıyor. Çıktığında kendi kızı 23 yaşına gelmiş oluyor. Kızının evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşını, kızına sarkıyor düşüncesi ile öldürüyor.

Atasözlerimize kadar işlemiş vidani çöküşümüz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, devletin malı deniz yemeyen keriz gibi onlarca söz sayabilirim.

Ama saymayacağım…Bu arada, Gavur kelimesi bir hakaret de değildir. Bugünkü topluma örnek bile olabilir..






*** *** Rica*** ***

Merhaba, cep telefonları için bir uygulama yazdım. Uygulamamın başarılı olması için onu android marketten indirir misiniz? Kesinlikle virüs ya da benzeri tehlikeler içermemektedir.
Aslında faydasız bir uygulama da değil. Allah korusun, acil durumlarda kan ararsanız eğer, şehre ve kan grubuna göre kan arama uygulaması. indirmek için lütfen : tıklayınız

*** *** Rica*** ***