Hayattan tek birşey istemek, geriye kalan herşey için kendini soyutlamak demektir. Bu hastalığın ismi halk içinde aşk olarak bilinir. Hastalığa yakalanan kişi zihnini, sebep olan kişi de karşısındakinin düşüncesini kemirir. Takıntı zanneder acemi aşıkları yaşadıklarını. Durumun basit bir tanımı vardır aslında. Kişi hissettiği en ulvi duyguya aşk adını verir…

Yasaklar vardı, ben hiçbirisine uyamadım. Günahtı bakmam mesala ama dayanamadım. Şartlar vardı, kurallar vardı. Hepsinin etrafında bir sınır çember, her çemberin altında ağır yükler vardı. Ben hiçbirisini taşıyamadım. Mantık aşk da bile olmalıymış mesela. Bilmiyordum ki zaten öğrenemiyorum da. Sığdıramıyorum bir sevginin içine mantık sonucu çıkan düşünceyle verilen aşk kararını. Anlayamıyorum saygı duyabileceğim kişiyi takdir etmenin dışında saygımla aşık olabileceğimi.

Ama ben biliyorum küçük bir avuca sığmaz koca bir yürek. Yansam, biliyorum küllerimden bir tanesi dahi alınmaz hatıra diye. Biliyorum çünkü benim için de günler uzun yıllar çabuk geçiyor. Ben de ne olduğunu bilmediğim bir bekleyişin içindeyim.Beklemekse eğer elimteki tek şansım, bunu en iyi şekilde değerlendirmek isterim. Gerekirse ateş sandığım ışığın sönmesini izleyerek..
Baharın serin esintisi dahi ferahlatmıyor içimi.

Aşk ile ne yaparsam yapayım, baştan aşağı hata içinde kaldığım söylenir ama ben doğrular yüzünden de pişman oldum. Doğru yol dedikleri hep beraber yürüdükleri süslü bir caddeydi. Doğru düşünce dedikleri inandıkları dindi. Doğru kişi dediklerineyse sadece saygı duyabildim ama aşık olamadım. Gönlümü kandıramıyor aklım, üzgünüm dostlarım.

Söylesene bana, neden doğruyu seçmek zorundayım? Yanlış yapanlar öldü de yapmayanlar ölmedi mi? Nerden biliyoruz hangisinin cennete gittiğini? Nerden biliyoruz aklı selim kararı mantığın verdiğini? Ben söyleyeyim, mantığım beni takdir ettirebilir ama ben mutlu olmak istiyorum. Mutlu olmasam da bunu istediğim kişiyle yaşamak istiyorum.

Kararı sessizlik olanın düşünce ızdırabı ağır, burcu aşk olanın gönlü ziyan olurmuş. Kıymetin anlaşılması için mananın maddeye çevrilmesi, kalbin biraz kanaması, kanın biraz kararması gerekirmiş. Kelimelerin içindeki anlamların etiket, sevgi sözcükleri gönülden değil akıldan gelmesi gerekirmiş. Ben ise bütün bunlara anlam veremedim.

Bazılarına göre yapacak işimizin vaktimizden çok olduğu doğru ama ben sevdiğim yanlışları yapmaya devam edeceğim. İçimdeki en ulvi hisse aşk demekten de vazgeçsem, sanırım ben gerçekten aşığım.

Ümit Samimi

Bu yazıyı beğendiniz mi ? :






*** *** KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNNUTMAYIN ** ***

*** *** KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNNUTMAYIN *** ***