Güç, zamanın avucu içerisinde saklanıyor. Mutlulukmuş gibi bir hali var üstelik. Sanki onsuz yaşayamacakmışım gibi bir hırsa bürüdü beni.. ve kaybettim mutluluğumu. ne gerek vardı bilmiyorum…

Ne gerek vardı diyorum bir güzel kadını kaybetmeye? İlk öpücükte benim olan aşkım, şimdi bir başkasının öpücüğünde mutluluğu arıyor. Zor zamanlar yaşıyor, zor zamanları aşıyor. Her engelden sonra, dönüp kulağımı çınlatıyor. Ne gerek vardı bilmiyorum bir öpücükteki mutluluğu küçümsemeye…

Elde etmek için yüreğimden harcadım hep, emeğimi ziyan ettim. Gülümsememi yitirdim. Hayata olan aşkımı kaybettim ve en sonunda hırslar içrisinde kendimi kendimden ettim..

Nefeslerin yarattığı heyecan ile kalktığım telaşın tatlığını yitirdim sabah işime yetişmek için acele ederken. Üzdüğüm sevgilimin gözlerindeki hüznü göremez oldum uzun koridorların göz kamaştırıcı ışıkları altında. Anlayamaz oldum, anlamamam gereken ruhumun yorgun halini. Ne gerek vardı ki gündüzlere sığmayan işleri gecelerdeki huzura taşımaya, hiç bilemedim.

Rüyalarımın kısa mutluluğu gibiydi artık kahkahalarım. Pahalı kutlamalarda aradım eğlenceyi. Eski bir dostumla geçirdiğim bir gecelik sohbetin tadını yüzlerce kişiden hiç bir vakit alamadım. Ne gerek vardı bilmiyorum bir dostu gereksiz görmeye..

Kendi hayatımı düşler ülkesine feda ettim, beni yetiştiren yaşantımı silmek için çalıştım. Var olanları, olmayanlarla kıyasladım. Olmayanların çokluğu, olanların değerini unutturdu bana. Ardına bakmanın alıkoyulmaz cazibesi bile durduramadı beni. Gururun esareti altında yürümeye devam ettim. Ne gereği vardır ki “bir bilinmeyeni çözmek için hayatı bilinmeyen haline getirmeye” bilemedim..

Şimdi yüksek maliyetli hediyeler alıp göndermek vakti geldi sanırım, bir bebeğin dünyaya gelişinin tebriği için. Yanına yazabilir miyim ki acaba “Özür dilerim, böylesi hediyeler alabilmek için harcadım aşkımı ama ne gereği vardı bilmiyordum” diye.

Ne içindir ki pişman olmak ya da pişman etmek? İnanabileceğim bir umudum yoksa eğer iyimser olmamın ne gereği vardır ki? Bir başkasının toprağında yeniden hayat bulan gül, benim gülüm müdür ki? Sahipsizliğe sahip çıkmanın ne gereği vardır ki?

Çünkü kıvamı serttir aşkın. Oysa hissiyat-ı beşer hassastır. Yumuşak tenlerin sıcaklığı ile aldanır nefs-i vücut. Kalbi pamuk olan vücutta rahat edemez bu inanç. Yüreği su olan bedende donar kalır hissiyat. Savurgan rüzgar teni titretir, buz kesilen kalbi kanatır. Kan siyah akınca içe çekilen nefesin meramını anlatır ve en derin yerden keşke denir.

Bin keşke çekilir bir keşke çekmemek için. Bin kez hüzünlenilir bir keşke yüzünden. Yıllar geçer, keşke değişmez ve hala keşke ile hayıflanılır.

O telaşlı zamanların içerisinde ne kadar da kolaydı kaybetmeyi göze almak. Aşktan muaf yunan tanrıları gibi davranmak, önemsediğini göstermemek için önemsememek. Herşey gözlerin önünde yaşanırken başka bir yere bakmak.. ne kadar da kolaydı bir keşkeyi yaratmak…

Yüreğimin sürgününe sürüldüm, kararı kesin olanın dönüşü ızdıraplı olurmuş. Keşkesi acı bir hatıra, gururu galip olarak kalırmış. Efe sözlerin şehveti, bir anın bir ömre zehir olması demekmiş. Sürgünde yalnızlığımın esaretinde kaldığımda anladım.

Bir anlık nefes gibiydi, içime çektim benim oldu ve sonra …keşke dedim

Ne gerek vardı ki keşke demeye.. bilemedim






*** *** Rica*** ***

Merhaba, cep telefonları için bir uygulama yazdım. Uygulamamın başarılı olması için onu android marketten indirir misiniz? Kesinlikle virüs ya da benzeri tehlikeler içermemektedir.
Aslında faydasız bir uygulama da değil. Allah korusun, acil durumlarda kan ararsanız eğer, şehre ve kan grubuna göre kan arama uygulaması. indirmek için lütfen : tıklayınız

*** *** Rica*** ***