Gönlün Allah ile muhabbetidir dua.

 

Allah, kulun yürümekte zorlandığı tüm yollar için bir kolaylık sağlar. Yolun aydınlanması için Allah’a iltica etmek yeterlidir. Bu iltica ise gönülden bir dua ile mümkündür fakat dua her zaman bir şeyler istemek için de değildir. Mesela;

Bir gün Hz.Musa çölde yolunu kaybetmiş ve iz ararken bir çobana rastlamış. Yanına yaklaşırken, çobanın tamamen ettiği duaya konsantre olduğunu farketmiş. Dünyadan tüm algısını yitiren ve Allah’a dua eden çobanın cümleleri Hz.Musa’yı kızdırmış. Çünkü çoban duasında “Allah’ım, senin için koyunumun en yağlı yerinden pilav yapacağım. Bilirim sen pilavı çok seversin.” şeklindeki sözlerle Allah’ı memnun etme çabasındaymış. Hz.Musa çobana kızarak “Sen Allah’ın pilav sevdiğini nerden biliyorsun, hem Allah insan mı ki acıksın da yemek yesin” diyerek çobanın duasına itiraz etmiş. Daha sonrasında çobana dua etmeyi öğretmiş. Hz.Musa, çobanın yanından ayrılıp gece kalacağı yere çekildiğinde Allah Hz.Musa’ya;

 

Ey Musa, sen yeryüzüne birleştirmek için mi yoksa ayırmak için mi indin!” demiş. Evet, Allah o çobanın samimiyetinden razıydı ve samimiyetsiz şekilde zorla sarfedilen hiçbir sözün de değeri yoktu.

Bu hikayenin aslı var mıdır, doğru mudur emin değilim fakat içeriğindeki mana itibariyle dikkate alınması gerektiği kanaatindeyim.

 

Hem dua sadece arapça edilmez. Dua’nın bir dili de yoktur. Gönlün Allah ile muhabbetidir dua. Sevgi bağlamındaki samimiyetin son noktasıdır. Kimseyle paylaşamayacağı ve kimseden isteyemeyeceği bir durumu dua ile isteyebilir insan. Fakat duanın bu hali bazen yanlış da anlaşılabiliyor. Örneğin;

 

Al pacino “Küçükken hep bisikletim olsun isterdim ve her gece tanrıya dua ederdim. Zamanla tanrının böyle çalışmadığını anladım. Gittim bir bisiklet çaldım ve beni affetmesi için artık geceleri dua etmeye baladım.” diyor. Oysa algı yanlış. Edilen her talep, kabul ile sonuçlanacak diye bir kaide yok. Lakin öyle olsa idi, hem insanların gelecek adına Allah’tan daha iyi bildikleri hem de Allah’a karşı bir emri vaki durumu ortaya çıkardı.

 

Oysa Üstad Bediüzzaman durumu külliyat da çok iyi açıklıyor;

Midesinden rahatsızlanan hasta, doktora gittiğinde ağrı kesici isterse ve doktor hastaya hem yan etkilerinden ötürü hem de geçici çözüm olması sebebiyle ağrı kesici vermeyip yerine iyileşebileceği bir ilacı verse hasta diyebilir mi ki doktor yanlış biliyor yahut doktor diye birşey yoktur.

 

Hastanın ilacı kullanmamak gibi bir seçeneği vardır. Özgür iradesi ile karar verecektir. Eğer doktoru dinlemeyip ağrı kesici ile kendisini iyileştirmeye kalkarsa, aynı rahatsızlığı tekrar tekrar yaşayacaktır. Aynı şekilde Allah’tan istediğimiz herşeyin gerçekleşmesini beklemek abes olur çünkü istediğimiz şeyin ne kadar hayırlı olduğunu bilemeyiz. Ağrı kesici olarak istediğimiz bir dileğin bizlere başka bir ilaç olarak geri dönmesine şükretmemiz gerekir. Düşünün ki hastanın doktora kızıp da “Sen ne biçim doktorsun, bana bir ağrı kesici bile veremiyorsun.!” dediğini. Doktora teşekkür etmesi gerektiği yerde, böylesi bir davranış ne kadar ayıpsa Allah’ın bizlere sunduğu takdire de bizlerin karşı gelmesi o kadar yanlıştır ve günahtır.

 

Arzulamak, acziyetin ilk belirtisidir. Aciz kişi, muhtaçtır kendinde olmayana. Ve insan her ne kadar gurura sahip olsa da daha fazlasını isteyerek acizliğini kabullenmiş olur.Allah’ın kulunda istediği davranışlardan birisi de acizliğini bilmesi ve kendisini Yaratan’a sığınmasıdır.

 

Acizlik hep kötü bir sıfat gibi durur zihinlerimizde. Oysa acizlik insanoğlunun kabullenmesi gereken temel güdüsüdür. Allah insanı aciz olarak yaratmıştır. Önce bir karışlık anne karnına sonra bir damlalık anne sütüne muhtaç olarak dünyaya gelir insan. Hayatının devamında ise, ihtiyaçları asla son bulmaz. Bu ihtiyaçların devamlı olmasının hikmeti Allah’ı sıkça hatırlamamız gereğidir. Bu sebeple insan, acziyete kem gözle bakmaktansa şükredecek bir nimet olarak görmelidir.

 

Çünkü zor zamanlarımızın sahibi olmalıdır Allah. Öyle vakitlerde sığınmalıyız ki, sığınma hissiyatımız çoban kadar samimi, saygımız ve korkumuz Hz.Musa kadar derin olmalı. İşte o zaman Allah’ın bize sunduğu reçeteyi en iyi şekilde okuyabiliriz.

Dualarda buluşma niyetiyle.






*** *** Rica*** ***

Merhaba, cep telefonları için bir uygulama yazdım. Uygulamamın başarılı olması için onu android marketten indirir misiniz? Kesinlikle virüs ya da benzeri tehlikeler içermemektedir.
Aslında faydasız bir uygulama da değil. Allah korusun, acil durumlarda kan ararsanız eğer, şehre ve kan grubuna göre kan arama uygulaması. indirmek için lütfen : tıklayınız

*** *** Rica*** ***